Batman İlinin Demografik Yapısı
Batman'a gelmeden önce çoğu kişi burayı "kadim, tarihî dokulu bir Güneydoğu kenti" gibi hayal ediyor; oysa şehrin idari geçmişi bunun tam tersini anlatıyor. Merkez, bir zamanlar İluh adında küçük bir köymüş; petrol aramalarının bölgeyi canlandırmasıyla hızla büyümüş, 1955'te belediye olmuş, 1957'de Siirt'e bağlı bir ilçe statüsü kazanmış ve ancak 1990'da bağımsız bir il hâline gelmiş. Yani şehrin bugünkü hâli, yüzyıllardır süregelen bir kentsel mirasın değil, son yetmiş-seksen yılda hızla kurulmuş bir yerleşimin ürünü. Bu yüzden Batman'da nesillerden beri oturmuş, dışarıdan geleni "yabancı" sayan katı bir yerli-misafir hiyerarşisi aramak yanıltıcı olur; şehrin kendisi de büyük ölçüde başka yerlerden gelen insanların üst üste yerleşmesiyle oluşmuş.
Bu göçle kurulma hikâyesi günlük hayata da yansıyor gibi görünüyor: yerel gazetelerde sık karşılaşılan bir gözlem, Batman'da farklı bölgelerden gelmiş insanların bir arada yaşadığı, "öz be öz Batmanlı" tanımının aslında çok az kişiye uyduğu yönünde. Bunu kesin bir kural gibi almamak lazım, kişiden kişiye değişebiliyor; ama pratikte şöyle bir şey oluyor — yeni gelen biri olarak "burada zaten herkes bir yerden gelmiş" hissi, ilk günlerin yabancılık duygusunu hafifletiyor.
Ölçek tarafında da şehir kendine özgü bir görüntü çiziyor. Batman, Türkiye'nin küçük yüzölçümlü illerinden biri ve nüfusun büyük kısmı tek bir merkezde toplanmış durumda; diğer ilçeler buna kıyasla oldukça küçük kalıyor. Öğrenci için anlamı basit: şehir dağınık değil, "merkez" dediğin yer gerçekten tek bir yer, hayatın büyük kısmı aynı sınırlı alanda akıyor. Bu da tanıdıklık kurmayı kolaylaştırıyor; birkaç hafta içinde hangi caddenin nereye çıktığını, hangi esnafın kim olduğunu öğrenmiş oluyorsun.
Yaş ortalaması bakımından da Batman genç bir şehir; GAP illeri arasında en genç nüfusa sahip olanlardan biri olarak anılıyor. Sokakta, otobüste, çarşıda karşına çıkan yüzlerin büyük kısmı senin yaşına yakın — bu da kendini kalabalığın içinde tuhaf bir azınlık gibi hissetmeni engelliyor; şehir zaten genç bir nüfusla yaşıyor, üniversiteli olmak burada yabancı bir görüntü değil.
İletişim tarafında, şehir hem yerleşik geleneksel ilişkileri hem de dışarıdan gelenle kurulan günlük teması bir arada barındırıyor. Esnafla, ev sahibiyle, sınıf arkadaşlarınla konuşmak büyük şehirlerdeki gibi mesafeli değil; ama bu her zaman çok sesli, kozmopolit bir hava anlamına da gelmiyor — daha çok, tanışıklığın hızlı kurulduğu, birbirini az çok tanıyan orta ölçekli bir şehir havası. Yeni gelen biri için asıl mesele büyükşehir kalabalığına alışmak değil, küçük ölçekli ama hareketli, genç bir şehrin ritmine girmek.
Yükleniyor...
