Batman İlinin İklimi
Batman'da geldiğin ilk ay yaza denk gelmişse şaşkınlığın büyük olur. Buranın yazı, "sıcak" kelimesinin gündelik konuşmadaki hafif tonuyla alakası olmayan bir şey; öğleden sonraları sokakta yürümek isteğini kaybettirecek kadar ağır bir hava çöküyor, güneş neredeyse hiç ara vermeden açık kalıyor. Bu yüzden yaz dönemi kampüse gidiş-gelişini de şekillendiriyor: gündüzün en sıcak saatlerinde dışarıda uzun süre kalmak yerine sabah erken ya da akşamüstü sonrasına iş bırakmayı öğreniyorsun, zamanla günü buna göre bölmeye başlıyorsun. Yazın nemsiz ve kupkuru geçmesi, terlemeyi azaltsa da güneşin dayanılmazlığını hafifletmiyor; ince, açık renk, bol kesim kıyafetler ve güneşten koruma burada lüks değil gereklilik.
Kışın ise tablo tersine dönüyor, ve bu şehri "hep sıcak" bir yer sanarak gelenleri en çok şaşırtan kısım. Havalar gerçek anlamda soğuyor, bazı kış günleri iliklere işleyen bir ayaza dönüşebiliyor; kalın mont, bot ve katmanlı giyinme burada da işin doğal parçası oluyor. Kar her kış aynı yoğunlukta düşmüyor, ama bir sabah kalkıp kampüse giden yolun beyaza kesmiş olmasına şaşırmamak lazım — böyle günlerde yürüyüş biraz daha temkinli, ulaşım biraz daha yavaş ilerliyor.
İki mevsim arasındaki bu keskin geçiş, ilkbahar ve sonbaharı şehirde dışarıda vakit geçirmenin en keyifli zamanı hâline getiriyor. Ne yazın bunaltıcı ağırlığı ne kışın sert soğuğu varken, gökyüzü genelde açık ve gündüzler aydınlık oluyor; bu aralıkta pazar gezmesi, kampüs çevresinde yürüyüş ya da arkadaşlarla dışarıda oturmak çok daha rahat geliyor. Yılın büyük bölümünde gökyüzü açık gidiyor, yani bulutlu-kapalı günlere alışkın biri için burası daha "aydınlık" bir alışkanlık gerektiriyor. Batman'da hava, günü nasıl planladığını doğrudan etkileyen bir değişken: yazın öğle saatlerini, kışın da soğuğa hazırlıklı olmayı hesaba katarak yaşamayı öğreniyorsun.
Yükleniyor...
