Amasya İlinin İklimi
Amasya'ya gelmeden önce "Karadeniz ili" yazan her yerde nemli, yağmurlu, yeşilin her tonunu barındıran bir hava bekliyor insan. Amasya'da durum böyle değil, çünkü şehir denize kıyısı olmayan iç kesimde, Karadeniz iklimiyle karasal iklim arasında bir yerde kalıyor. İlk şaşkınlık genelde yaz döneminde geliyor: temmuz-ağustos sıcak ve kurudur, kıyı şehirlerindeki o yapışkan nem burada yok. Gündüz güneş vurur, akşam vadi biraz serinler; terleyerek değil, kavrularak geçen bir sıcak bu. En kurak dönem tam da yaz ayına denk geldiği için, ders yılı bittiğinde şehirde kalanlar genelde susuz ve tozlu bir yaz görüyor, sağanak beklemek pek işe yaramıyor.
Kış tarafında soğuk hissediliyor ama yazlar gibi keskin bir uç değil — ocak ayı en soğuk dönem, sabah kampüse çıkarken mont şart oluyor, ama şehir hayatını durduran bir don-kar felaketi beklemek gerekmiyor. Yağış yıl boyu dengesiz dağılıyor, en yağışlı dönem ilkbahara denk geliyor; yani şehrin en yeşil, en canlı göründüğü zaman mart-nisan-mayıs arası oluyor. En keyifli dışarı vakti için de öğrencilerin çoğu bu dönemi ya da sonbaharın ilk haftalarını işaret ediyor — ne yazın kavuran güneşi ne kışın ısırıcı soğuğu var, ders arası nehir kenarında oturmak ya da yürüyüş yapmak bu aylarda daha cazip hale geliyor.
Şehrin dar vadi içine sıkışmış olması işin ilginç tarafı. Amasya'nın merkezi yüksek bir platoda değil, iki yamacın arasına kıvrılan alçak bir vadi tabanında; bu yüzden hava genelde durgun ve sakin akıyor, rüzgâr şehri sert biçimde dövmüyor ama vadinin kendine has bir esintisi seziliyor — özellikle sabahın erken saatlerinde ya da akşamüstü. Bu küçük vadi rüzgârının elmanın kokusunu bile etkilediği söyleniyor; günlük hayata yansıması ise havanın sık sık "tuhaf durgun" hissedilmesi, sisin veya nemin bazı sabahlar vadi tabanında biraz daha uzun sürmesi. Kıyafet konusunda ekstrem bir hazırlık gerekmiyor — kışın kalın mont ve bot, yazın hafif ve terletmeyen kumaşlar yeterli oluyor; katmanlı giyinmek özellikle geçiş aylarında (kasım, mart gibi) işe yarıyor, çünkü sabah-akşam farkı gündüze göre daha belirgin hissedilebiliyor.
Kampüse ulaşım açısından iklimin ciddi bir engel oluşturduğunu söylemek doğru olmaz; şehrin küçük ölçeği zaten mesafeleri kısa tutuyor, kar ya da yağış günlerinde yürüyüş biraz zorlaşsa da bu ulaşımı durduran bir tablo değil. Genel olarak Amasya'nın iklimi ne çok yumuşak ne çok sert; dört mevsimi hissettiren, yazın kuraklığıyla kışın soğuğu arasında net bir geçiş çizen bir düzen sunuyor — ve bu geçiş karakteri, şehrin coğrafi konumuyla birebir örtüşüyor.
Yükleniyor...
