Şırnak İlinin Demografik Yapısı
Şırnak'a dair önce şunu bilmekte fayda var: bu il, kendisi de aslında genç bir idari yapı. 1990'da Siirt'ten ayrılarak kurulmuş; Mardin'in bazı ilçeleri ile Hakkâri'nin bazı ilçeleri buraya bağlanmış. Yani il, üç farklı idari geçmişten devşirilmiş bir bütün. Bunun sana yansıyan tarafı şu: burada "kadim bir şehir kimliği"nden çok, hâlâ oturmakta olan, parçaları yeni eklenmiş bir aidiyet hissi var. Dışarıdan geldiğinde şehrin kendisi de bir yerde "yeni" — bu da yabancılık hissini beklediğinden çabuk aşındırabiliyor, çünkü karşındaki yerel de senin kadar köklü bir "eski şehir" anlatısına sahip değil.
Şırnak denince akla ilk gelen il merkezi olsa da, nüfusun asıl yoğunlaştığı yer merkez değil, Cizre. Bunu bilmek önemli, çünkü üniversite hayatının geçtiği merkez, ilin en büyük yerleşimi değil — daha küçük ölçekli, daha sınırlı bir kent dokusu demek bu. Günlük hayatta bunun karşılığı şöyle: merkezde tanıdık yüz sayısı çabuk artıyor, aynı kahveciye, aynı büfeye birkaç ayda bir uğradığında seni tanımaya başlıyorlar. Büyük şehirlerdeki gibi kalabalığa karışıp kaybolma lüksü yok; ama tersi de geçerli, kimse seni tamamen yabancı biri gibi görmüyor.
Nüfusun büyük kısmını Kürt nüfus oluşturuyor, İdil ilçesinde ise küçük bir Süryani topluluk var. Merkezde günlük hayat büyük ölçüde geleneksel bir sosyal düzen üzerine kurulu; kozmopolit, karma bir şehir beklentisiyle gelen biri için burası daha homojen bir yapı sunuyor. Bu bazı öğrenciler için başta biraz farklılık hissi yaratabiliyor, ama dil bariyeri diye bir sorun yok — günlük hayat, dersler, çarşı alışverişi Türkçe üzerinden akıyor.
Yerel halkın öğrenciye ne kadar alışık olduğunu kesin söylemek zor, çünkü bu kişiye ve mahalleye göre değişebiliyor; ama Şırnak Üniversitesi'nin şehirdeki varlığı düşünüldüğünde, dışarıdan öğrenci gelmesi artık gündelik manzaranın bir parçası hâline gelmiş görünüyor. İlk haftalarda esnafın seni tanımaya, "nereden geldin" diye sorup sohbete açık olmaya eğilimli olduğunu fark ediyorsun. Genel tablo şu: küçük ölçekli, geleneksel dokulu bir kentte, yeni gelenin görünür olması kaçınılmaz — bu hem "herkes beni tanıyor" hissiyle bir güvenlik duygusu, hem de mahremiyetin biraz daraldığı bir gündelik yaşam anlamına geliyor.
Yükleniyor...
