Kars İlinin İklimi
Kars'a ilk gelen bir öğrenciyi asıl şaşırtan şey, sanılanın aksine kış değil yaz oluyor. Doğu Anadolu'ya kavurucu bir yaz beklentisiyle gelenler, temmuz-ağustosta bile geceleri hafif bir hırka istediklerini fark ediyor. Şehir yüksek bir plato üzerinde kurulu olduğu için yazlar burada serin ve çoğu zaman yağışlı geçiyor; bu da yaz aylarını dışarıda vakit geçirmek için en rahat dönem yapıyor. Ders yılı bittiğinde havanın hâlâ ferah olması, yaz stajı ya da tatil için şehirde kalanlar için küçük bir avantaj.
Asıl mesele kışın uzunluğu. Ekim ayıyla başlayıp nisana kadar süren bir kış döneminden bahsediyoruz; pratikte bu, akademik yılın büyük bölümünün soğuk havada geçmesi demek. Yılın yaklaşık yarısı sıfırın altında seyrediyor ve bu durum gündelik rutini gerçekten şekillendiriyor: sabah kampüse çıkmadan önce hava durumuna bakmak alışkanlık hâline geliyor, ince mont ya da spor ayakkabıyla dışarı çıkmak diye bir seçenek kalmıyor. Kalın kaban, bot, eldiven, bere burada dekor değil gerçek ihtiyaç; ilk kışını burada geçirenlerin çoğu bunu geldikten sonra anlıyor ve kışlık kıyafet bütçesini buna göre ayırıyor.
Soğuğun derecesi de alışıldık bir "Doğu soğuğu" değil; Kars'ın kış aylarında ulaştığı ayaz, şehrin gündelik konuşmalarına bile yansıyan bir referans noktası. Bu yüzden buraya gelenler ilk kışı bir tür sınav gibi anlatıyor; geçtikten sonra da bir daha aynı şekilde şaşırmıyorlar. Kar kalıcı ve yerde uzun süre duruyor; bu da yürüyüş yollarında dikkatli olmayı, kaymayan taban seçmeyi gerektiriyor ama aynı zamanda şehri kışın kartpostal gibi bir hâle sokuyor.
İlin her yeri aynı sertlikte değil. Güneydeki Kağızman ve Digor tarafı, Kars'ın genel plato ikliminden ayrılan, nispeten daha yumuşak bir cep; buralarda meyve yetiştiriciliği bile yapılabiliyor, ki merkezdeki sert kışla karşılaştırıldığında dikkat çekici bir fark. Ama günlük yaşamın geçtiği merkez ve kampüs için asıl belirleyici olan, o serin yaz-uzun kış ritmi.
Kar ve soğuk kampüse gidiş gelişi de etkiliyor; yoğun kar günlerinde yol biraz uzuyor, sabah erken çıkmak gerekebiliyor. Ama bir-iki kış geçirdikten sonra bu ritme alışılıyor; kalın giyinmek, sıcak mekânlara yakın planlamak ve kışı bir tür rutin olarak kabullenmek, buraya gelen herkesin ortak deneyimi oluyor.
Yükleniyor...
