Kahramanmaraş İlinde İlk İzlenimler ve Atmosfer
Kahramanmaraş'a ilk gelenlerin çoğu, yol planını yaparken önce trenle gidilebileceğini düşünüyor — sonra şehir merkezine giden yolcu treni olmadığını, ana hattın kente hiç uğramadan Türkoğlu, Narlı gibi duraklardan geçtiğini öğrenip planı değiştiriyor. Bu yüzden şehre varış çoğunlukla otobüsle ya da uçakla, doğrudan oluyor; ilk saatler bir tren istasyonunda değil, bir otogar ya da havalimanı çıkışında geçiyor. Küçük ama pratik bir detay bu; ilk şaşkınlık da genelde buradan başlıyor.
Şehri "Güneydoğu Anadolu'nun bir parçası" diye zihninde konumlandırarak gelenler ilk günlerde bir uyumsuzluk hissediyor — çünkü Kahramanmaraş aslında Akdeniz Bölgesi'nde, üç bölgenin birbirine en çok yaklaştığı bir noktada duruyor. Bu, havadan çok atmosferde hissediliyor: şehir ne tam anlamıyla sahil Akdeniz'i gibi ne de zihinde kurulan "Güneydoğu" klişesi gibi; ikisinin arasında, kendine has bir doku var. Önyargıyla gelenler bu farkı ilk haftalarda fark edip zihindeki haritayı yeniden çiziyor.
Eğer varış geç yaza denk gelirse, ilk izlenimlerden biri de kırmızı olabiliyor — kelimenin tam anlamıyla. Şehrin çevresinde ve bazı mahallelerde biberler hasat sonrası güneşte kurutulmak üzere serildiğinde, ortaya çıkan kırmızı örtüler yeni gelen biri için oldukça çarpıcı bir manzara oluyor; bunun sıradan bir tarım pratiği değil, şehrin coğrafi işaretli bir ürününe bağlı mevsimsel bir görüntü olduğunu öğrenmek genelde ilk haftaların küçük keşiflerinden biri.
Şehri sadece "deprem şehri" ya da sakin bir taşra kenti sanarak gelenler için bir başka sürpriz, kültürel kimlik tarafında oluyor. Kahramanmaraş'ın 2025 sonunda UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na edebiyat alanında katılan Türkiye'nin ilk şehri olduğunu öğrenmek çoğu zaman beklenmedik bir bilgi; bunun sembolik bir unvan değil, şehrin edebiyat kimliğine dair somut bir tanınma olduğunu fark etmek, ilk izlenimi "sakin taşra" çerçevesinden çıkarıp biraz daha farklı bir yere taşıyor.
2023 depreminin izleri şehrin hafızasında hâlâ konuşuluyor, bu doğru; ama karşılaşılan şehir "kalıcı olarak boşalmış" bir yer değil. Nüfus verilerinde son dönemde artışa dönen bir tablo var ve bu günlük hayatta da hissediliyor — sokaklar, kampüs çevresi, yeni açılan yerler canlılığını koruyor. Yani ilk izlenim çoğu zaman beklenenden daha hareketli oluyor; şehir hem bir geçmişi taşıyor hem de yeniden kurulma hâlini gösteriyor.
İlk haftalarda uyum genelde zor geçmiyor; şehir küçük şaşırtmalarla dolu ama tehdit edici değil. Zamanla ilk günün yabancılığı yerini bir tür alışkanlığa bırakıyor. Kahramanmaraş'ı ilk kez gören biri için belki en doğru kelime "beklenmedik" — çünkü zihindeki hazır kalıplardan hiçbirine tam oturmuyor, kendi çizgisini kuruyor.
Yükleniyor...
