Hakkari İlinde Yeme-İçme
Hakkâri'de dışarıda yemek meselesi, alıştığın büyük şehir çeşitliliğinden çok farklı bir mantıkla işliyor: burada mesele "hangi mutfaktan seçim yapayım" değil, "yerel olanı nasıl tanırım" sorusu. Şehrin kendine ait, tescillenmiş bir mutfak kimliği var ve bu ilk aylarda hemen fark ediliyor.
Doleme bu listenin başında geliyor — koyun kıyması ve reyhanla yapılan, yerli balkabağının tatlı yerine yemekte kullanıldığı bir tarif; Hakkâri denince akla gelen ilk yemeklerden. Doğaba da benzer şekilde yöresel sofraların vazgeçilmezi; aşurelik buğday, süzme yoğurt, kıyma ve kemikli etle hazırlanıyor, üstüne dağ kekiği kokusu ekleniyor. Bunlar günlük tabildot değil, çoğunlukla özel gün yemekleri olarak karşına çıkıyor — bir düğüne, bir davete denk gelirsen tadına bakma şansın oluyor; her zaman lokantada bulacağın bir şey değil. Kıris de aynı kategoride, mevlit ve taziye gibi vesilelerle hazırlanan, pirinç-üzüm-ceviz gibi kuru malzemelerin etle piştiği bir yemek.
Peynir tarafında Yüksekova Çirek peyniri dikkat çekiyor; yufka gibi açılıp toprak altında bir süre bekletildikten sonra tüketiliyor, bu yüzden tadı alışılmış beyaz peynirden bayağı farklı. Çukurca tahini de meşe odunu ateşinde kavrulmuş susamdan, taş değirmende öğütülerek yapılıyor — koyu kahverengi, yoğun kokulu bir tahin; kahvaltı sofralarında karşına çıkabiliyor. Bal konusu da şehrin ciddiye aldığı bir mesele; yüksek yaylaların bitki çeşitliliği sayesinde bölge arıcılıkta öne çıkıyor, Şemdinli balı da hediyelik olarak sıkça anılıyor.
Otlu peynir ve içli köfte gibi lezzetler ise paylaşılan bir mutfak geleneğinin parçası — yani yalnız Hakkâri'ye özgü değil, geniş bir bölgede benzer şekilde yapılıyor; otlu peynire katılan yerel otların adı burada değişse de temel fikir civar illerle ortak. Bu ikisini merkezdeki hemen her kebapçı ya da lokantada bulmak mümkün, günlük beslenmede daha çok bunlar devreye giriyor.
Genel olarak mutfağın mantığı coğrafyadan geliyor: hayvancılığa elverişli bir arazi ve yüksek yaylalarda yetişen doğal otlar sofraların temelini oluşturuyor. Et, tereyağı, kaymak gibi enerji değeri yüksek yiyecekler günlük hayatta da sıkça karşına çıkıyor; vejetaryen ya da daha hafif beslenmeyi tercih eden biri için seçenekler böyle bir mutfakta doğal olarak sınırlı kalıyor.
Kilim alışverişinin yapıldığı Cumhuriyet Caddesi çevresi, yeme içme açısından da merkezin en işlek hattı — ders sonrası burada bir şeyler atıştırmak yaygın bir alışkanlık. Kampüs çevresinde mi yoksa merkezde mi yemek yemenin daha pratik olduğuna dair kesin bir kıyas yapmak zor; ama küçük bir kent olduğu için mesafenin kendisi büyük bir sorun yaratmıyor gibi görünüyor. Geç saatte yemek bulma konusunda büyük şehirlerdeki gibi 7/24 açık, çeşit çeşit bir gece hayatı beklemeden gelmek daha gerçekçi bir yaklaşım olur.
Yükleniyor...
