Hakkari İlinin İklimi
Hakkâri'ye ilk gelen bir öğrencinin kafasını en çok karıştıran şey, şehrin "Güneydoğu" etiketiyle hiç uyuşmayan bir yerde olması. Buraya sıcak, kurak bir toprak beklentisiyle gelenler, kentin aslında 1700 metrenin üzerinde, dört bir yanı dağlarla çevrili bir yükseklikte kurulduğunu ilk kışta anlıyor. Hakkâri'nin yüzölçümünün büyük bölümü dağlık; bu, iklimi de doğrudan şekillendiriyor — yazlar kısa ve kurak geçerken kışlar uzun, sert ve oldukça yağışlı oluyor. Doğu Anadolu'nun en çok yağış alan yerlerinden biri olması, kar örtüsünün yerde kalma süresini de uzatıyor; yani buraya gelen için kış, takvimde yazdığından daha uzun bir mevsim.
İlk şaşırtan da genelde bu oluyor: sonbaharın erken bitip kışın erken başlaması. Ekim sonuna doğru havanın birden ciddileşmesi, yeni gelenleri hazırlıksız yakalıyor. Kalın mont, su geçirmez bot, eldiven-bere gibi kış ekipmanı burada lüks değil, gündelik zorunluluk; ince bir mont ya da spor ayakkabıyla geçirilen ilk hafta, "keşke daha hazırlıklı gelseydim" dedirten bir an oluyor. İlkbahar da beklenenin aksine rahat bir mevsim değil — yağışın en yoğun olduğu dönem tam da kış biterken geliyor, yani kar yerini çamura ve uzun süren yağmurlu günlere bırakıyor.
Bu sert kış tablosunun kampüse gidiş gelişe de yansıması var. Çığ ve heyelan riskinin yüksek olduğu bir coğrafyada, kar yağışının yoğun geçtiği dönemlerde yol kapanmaları ya da ulaşımın yavaşlaması yaşanabiliyor; bu da gündelik planı hava durumuna göre esnek tutmayı gerektiriyor. Şehrin hemen ardında yükselen, dört mevsim kalıcı kar-buz taşıyan Cilo-Sat kütlesi aslında bu sert iklimin nereden geldiğini gösteren bir referans gibi — kent merkezi o kadar aşırı bir soğukla boğuşmasa da, arkasındaki o yüksek dağ kuşağı Hakkâri'nin karakterinin nereden beslendiğini hatırlatıyor.
Yazın tablo tamamen değişiyor. Sıcak ve kurak geçen bu dönemde şehir kendini toparlıyor, dışarıda vakit geçirmek gerçek bir keyfe dönüşüyor; kışın kapalı geçen günlerin ardından yaz ayları şehri ilk kez rahat hissettiren zaman dilimi oluyor. Ama bu pencere kısa — kış ne kadar uzun sürüyorsa yaz da o kadar hızlı geçiyor, dört yıl boyunca yılın büyük bölümünü soğuk ve yağışlı bir iklimle geçireceğini baştan hesaba katmak gerekiyor.
Yükleniyor...
