Güzelyurt İlinin İklimi
Güzelyurt'a ilk gelen öğrenciyi asıl şaşırtan şey, adanın "deniz kenti" imajıyla burada karşılaşmamak. Kent iç-ovada kurulu, deniz esintisi günlük havaya karışmıyor; bu yüzden yaz sıcağı, Girne ya da Gazimağusa gibi kıyı şehirlerinde alışılan o serinletici akşam rüzgârı olmadan hissediliyor. Öğle saatlerinde dışarıda yürümek yazın gerçekten yorucu olabiliyor, özellikle kampüsten kente inip çıkanlar için gündüz saatlerini planlamak işe yarıyor. Buna karşılık akşamlar gündüze göre daha çabuk serinliyor ve bu saatler dışarıda vakit geçirmek için günün en rahat dilimi hâline geliyor.
Kışın tablo tersine dönüyor: hava ılıman ama nemli ve zaman zaman yağışlı geçiyor, bu yüzden kalın montlardan çok su geçirmez bir mont ve rahat ayakkabı işe yarıyor. Aşırı soğuk bir kış beklemek gerekmiyor, ama sürekli güneş de beklenmemeli; birkaç haftalık kapalı, yağmurlu dönemler oluyor ve bu dönemlerde şehir biraz durgunlaşıyor.
En rahat hissedilen dönem ilkbahar ve sonbahar oluyor — ne yazın bunaltıcı sıcaklığı ne kışın yağışı var, gündüzler dışarıda oturmaya, ders arası bahçede vakit geçirmeye elveriyor. Bu ara mevsimler kısa sürdüğü için tadını çıkarmak isteyenler bu haftaları kaçırmamaya çalışıyor.
Kıyafet konusunda genel bir Akdeniz mantığıyla hazırlanmak yeterli: yaz için ince, terletmeyen kıyafetler ve güneşten korunma önemli, kış için ise kalın değil ama yağmura dayanıklı bir dış giysi işini görüyor. İklim, kampüse gidiş-gelişi engelleyecek bir sorun çıkarmıyor; asıl fark ettiren şey, denizden uzak bir ovada yaşamanın getirdiği o kuru, keskin sıcak-soğuk geçişi.
Yükleniyor...
