Ardahan İlinde Öğrenci Olmak
Sıradan bir gün genellikle Yenisey Kampüsü'ne gidişle başlıyor. Kampüs il merkezine sadece birkaç kilometre uzaklıkta olduğu için gün, "şehirden kopup kampüse gitmek" gibi büyük bir kopuş hissi yaratmıyor — sabah çıkıp derse yetişmek, öğleden sonra tekrar merkeze inmek gündelik bir alışkanlığa dönüşüyor. Fakülte binaları arasında dolaşırken farklı bölümlerden insanlarla sık sık karşılaşmak da bu ölçekte kaçınılmaz; İnsani Bilimler'den bir arkadaşınla İİBF koridorunda selamlaşman ya da Sağlık Bilimleri'nden birinin yemekhanede yanına oturması burada sıradan bir sahne.
Herkesin aynı kampüste, aynı birkaç mekânda dönüp durması arkadaşlık kurmayı kolaylaştırıyor gibi görünüyor; ilk aylarda tanıdık yüzlerin hızla çoğaldığını fark ediyorsun. Bunda üniversitenin Erasmus, Mevlana ve Farabi hareketliliğiyle Polonya, Makedonya, Azerbaycan ve Kazakistan'daki üniversitelerle kurduğu protokollerin de payı var — kampüste zaman zaman değişim programıyla gelen ya da giden öğrencilerle karşılaşmak mümkün, bu da hem farklı bir sosyal çevre hem de dışarıya açılan bir kapı anlamına geliyor.
Ardahan Üniversitesi'nde okumak herkes için aynı deneyim değil; İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi, İİBF, İlahiyat, Sağlık Bilimleri ya da Bilgisayar Mühendisliği gibi programlarda okuyanlar günlerini büyük ölçüde Yenisey Kampüsü'nde geçirirken, ön lisans programı Çıldır, Göle ya da Posof'taki meslek yüksekokullarında olanlar için tablo farklı: onlar için üniversite hayatı il merkezinden çok kendi ilçelerinde şekilleniyor, arkadaş çevresi ve günlük rutin merkezdeki öğrencilerden ayrışabiliyor.
Farklı bir şehirden gelenler için asıl kırılma noktası genelde dönem aralarında yaşanıyor. Ardahan'a doğrudan uçakla ya da trenle ulaşmak mümkün olmadığından, memleketine gidecek biri ya doğrudan karayoluyla uzun bir yolculuğa çıkıyor ya da en yakın havalimanı olan Kars Harakani'ye geçip oradan uçuyor. Bu da tatil planlamasını, özellikle sömestr tatili ya da bayram dönüşlerini, biraz daha önceden düşünmeyi gerektiren bir alışkanlık haline getiriyor; buraya gelen çoğu öğrenci ilk dönem bu ritmi öğrenip sonraki dönemlerde daha rahat planlıyor.
Vakit geçirme alışkanlığı da büyük ölçüde kampüs çevresiyle merkez arasında gidip gelmeye dayanıyor; ders arası ya da akşamüstü buluşmalar genelde aynı birkaç noktada tekrar ediyor, bu da tanıdıklığı artıran ama aynı zamanda seçeneklerin sınırlı kaldığını da gösteren bir durum. Yine de kampüs içinde farklı bölümlerden, farklı şehirlerden gelen insanlarla kurulan yakınlık, adım attığın bu şehirde kısa sürede kendine ait bir çevre oluşturmanı kolaylaştırıyor gibi görünüyor.
Yükleniyor...
