Üsküp İlinde Yeme-İçme
Sabah dersine geç kalan biri için Üsküp'te fırın önünde kuyruğa girmek gündelik bir refleks halini alıyor — burek ve yanında ayran, sabah rutinine hızla yerleşen bir klasik. Kahvaltıyı evde değil yolda halletmek isteyenler için pratik ve doyurucu bir çözüm; derse girmeden önce elde poşetle yürürken yemek burada garip karşılanmıyor.
Öğle ve akşam söz konusu olduğunda tercih genelde iki yöne ayrılıyor: kampüs çevresinde daha sade, günlük ihtiyacı karşılayan yerler; merkeze inildiğinde ise oturup vakit geçirilebilecek, arkadaşlarla buluşmaya daha uygun mekânlar. Hafta içi pratik yemeği kampüse yakın yerlerde geçiştirip, hafta sonu ya da canı sıkıldığında merkeze inip orada daha uzun oturmak yaygın bir tercih. Eski Çarşı bu açıdan ayrı bir yer tutuyor — buradaki geleneksel lokantalarda (kafana denen yerler) yemek yemek, sadece karın doyurmak değil, şehrin o Osmanlı dokusunu hissederek oturmak anlamına da geliyor. Tavče gravče, yani güveçte pişen kuru fasulye, ülkenin bir numaralı yemeği sayılıyor ve en otantik haline genelde tam da bu çarşı lokantalarında rastlanıyor.
Kebapçi denen mekânlar da sık uğranan yerlerden; burada kebapi adetle sipariş ediliyor, yanında ajvar ya da kaymak geliyor. Bu tür kebap kültürü aslında sadece Üsküp'e özgü değil — Arnavutluk'tan Bosna'ya, Kosova'ya kadar bölgenin paylaşılan bir lezzeti; şopska salata da benzer şekilde bütün Balkanlar'da karşılaşılan, Üsküp'e özel olmayan bir klasik. Ajvar ise biraz daha kişisel bir mesele — her ailenin kendi tarifi var, sonbaharda evlerin bahçesinde kazanlarla kaynatıldığı görülüyor; bu yüzden lokantada yediğin ajvar ile bir Makedon arkadaşının annesinin yaptığı ajvar arasında fark olduğunu fark edebiliyorsun.
Tatlı tarafında kaymaçina dikkat çekiyor — krem karamele benzeyen, özellikle Üsküp'te sevilen bir tatlı; Türkiye'de de benzer bir versiyonunun bulunması bazılarına tanıdık geliyor. Baklava, tulumba, trileçe gibi tatlılar da sofralarda sık görülüyor; bunlar Osmanlı mirasının ortak lezzetleri olduğu için Türkiye'den gelen biri için yabancı değil, daha çok tanıdık bir devamlılık hissi yaratıyor. Kışın boza içmek de yerleşik bir alışkanlık; soğuk günlerde sıcak bir şeyle ısınmak isteyenler bu konuda hazır seçenek buluyor.
Geç saatte karın doyurma konusunda merkez genelde daha rahat; kebapçı ve benzeri mekânların bir kısmı akşamın ileri saatlerine kadar açık kalabiliyor, ama kampüse yakın bölgede gece geç saatte seçenek aramak bazen sınırlı kalabiliyor. Türk mutfağına alışkın olanlar için de rahatlatıcı bir taraf var: şehirde Türk restoranlarına rastlamak nadir değil, bu da özellikle ilk aylarda damak tadı açısından yumuşak bir geçiş sağlıyor — ama bunu her köşede bulunacak bir şey gibi düşünmemek gerekiyor, daha çok mevcut bir seçenek olarak var.
Genel olarak dışarıda yemek yemek Üsküp'te öğrenci hayatının doğal bir parçası; ne sürekli evde yemek pişirmek zorunluluğu var, ne de her öğün dışarıda yemenin imkânsız bir lüks olduğu bir tablo söz konusu. Kampüs çevresi günlük pratikliği, merkez ve Eski Çarşı ise sosyalleşmeyi ve şehri tanımayı bir araya getiriyor.
Yükleniyor...
