Üsküp İlinde Öğrenci Olmak
Buradaki bir öğrencinin günü, hangi kuruma kayıtlı olduğuna göre epey farklı akıyor. Makedonca eğitim veren bir bölümdeysen gün içinde dille daha çok boğuşursun, İngilizce eğitim veren bir programdaysan sınıf arkadaşların değişik ülkelerden geldiği için ortak dil zaten İngilizce oluyor ve bu da alışmayı bir noktada kolaylaştırıyor. Ama iki durumda da gün genelde benzer bir ritimde geçer: sabah kampüse çıkış, ders arası kısa bir mola, öğleden sonra kütüphanede ya da arkadaşlarla oturarak geçen bir zaman dilimi, akşam da yurda ya da eve dönüş.
Yurtta kalanlar için Üsküp'te öne çıkan isim Goce Delčev yurdu. Bu yapının hikâyesi aslında şehrin 1963 depreminden sonraki yeniden inşa döneminden geliyor — şehir neredeyse sıfırdan kurulurken üniversite de kendi öğrenci barınma yapısını bu dönemde, ortak bir avluyu çevreleyen kulelerle inşa etmiş. Yıllar sonra bugün hâlâ ülkenin en büyük öğrenci yurdu olarak anılıyor olması, öğrenci hayatının bir kısmının doğrudan bu deprem sonrası dönüşümün mirası üzerine kurulu olduğunu gösteriyor. Bu tarz bir yurtta kalmak, kalabalık bir öğrenci topluluğunun içinde olmak demek — ortak alanlarda tanışıklık kurmak, koridorda selamlaşmak, aynı avluyu paylaşmak buradaki öğrenci arkadaşlıklarının bir kısmının başladığı yer oluyor.
Arkadaşlık kurmak konusunda genellikle zorlanan az; özellikle uluslararası öğrenci sayısı fazla olan kurumlarda herkes bir şekilde yeni ve herkes bir şekilde yabancı olduğu için ortak bir başlangıç noktası oluşuyor. Ama burada bir konuyu erkenden netleştirmek gerekiyor: hangi üniversiteye kayıt olacağın, sadece kampüs hayatını değil, mezun olduktan sonraki yolu da etkiliyor. Kurumların Türkiye'de tanınırlık durumu birbirinden farklı ve bu durum zamanla değişebiliyor; bir üniversitenin bugünkü statüsü yarın aynı kalmayabiliyor. Bu yüzden kayıt kararını vermeden önce bunu resmî kanaldan kendin sorgulamak zorunda kalıyorsun — kulaktan dolma bilgiyle ya da tanıdık tavsiyesiyle ilerlemek burada risk taşıyor.
Bir diğer önemli nokta da buraya gelme sürecinin kendisi. Türk vatandaşı olmak burada belirli bir süre için vizesiz giriş sağlıyor olsa da, bu hak öğrenim amaçlı kalışlar için geçerli değil; okumak üzere gelen biri ayrı bir öğrenim vizesi süreciyle uğraşmak durumunda. Bu da öğrenci olma deneyiminin aslında Üsküp'e ayak basmadan aylar önce, evraklarla ve başvurularla başladığı anlamına geliyor. Bunu son ana bırakanlar kayıt döneminde sıkıntı yaşayabiliyor; bu yüzden bu kısmı erkenden ciddiye almak gerekiyor.
Ders dışı zamanlarda boş vakit genellikle kampüs çevresinde, arkadaşlarla oturup sohbet ederek ya da hafta sonları küçük gruplar hâlinde şehirde gezinerek geçiyor. Büyük bir şehrin sunduğu sonsuz seçenek yok, ama bu da sosyal çevrenin küçük ve tanıdık kalmasını sağlıyor — aynı yüzleri, aynı mekânları sık sık görmek burada oldukça olağan.
Yükleniyor...
