Osmaniye İlinin İklimi
Osmaniye Akdeniz ilidir ama denizle doğrudan teması yoktur; şehir Amanos dağlarının eteğinde, ovaya açılan düzlükte kurulu, denize yirmi küsur kilometre mesafede kalıyor. Buraya ilk gelenlerin çoğu "Akdeniz ili" etiketini duyunca zihinlerinde bir kıyı şeridi canlandırıyor, gelince öyle bir şey olmadığını görüyor. İklim yine de tipik Akdeniz karakterinde: yazlar uzun ve sıcak, kışlar nispeten ılıman ve yağışlı geçiyor. Kar burada bir istisna, gündelik hayatı şekillendiren bir unsur değil.
Asıl fark yaratan şey yazın nasıl hissettirdiği. Sıcaklık arttıkça hava kuru bir bunaltıdan çok nemli ve ağır bir sıcaklığa dönüşüyor; öğleden sonraları dışarıda uzun süre kalmak, özellikle temmuz-ağustosta, pek cazip gelmiyor. Sabah erken kampüse gitmek ya da akşamüstü merkeze inmek bu yüzden daha makul bir tercih; günün ortası genelde iç mekânda, gölgede ya da klimalı bir yerde geçiyor. Yaz kısa kollu, hafif kumaşlı kıyafetleri gerektiriyor ama akşamları bile ciddi bir serinlemeyi beklememek gerekiyor.
Bu bunaltıcı yaz sıcağından kaçışın adresi deniz değil, dağ. Amanoslar'ın yukarısındaki Zorkun ve çevresindeki yaylalar, yazın buradaki insanların doğal sığınağı; sıcaklar bastırdığında şehirden bir kısım nüfus hafta sonları ya da daha uzun süreliğine yaylaya çıkıyor. Öğrenci takvimi açısından bu genelde final sonrası ya da yaz tatiline denk geliyor, ama ders döneminde bile hafta sonu bir günlük kaçamak olarak yaylaya çıkanlar oluyor. Denize gitmek isteyenler için en yakın kıyı şehrin dışında kalıyor, dolayısıyla "yazın deniz" refleksi buradaki öğrenci hayatının değil, komşu illerin bir parçası.
Kış tarafında gündelik hayatı zorlaştıran şey soğuk değil, yağış. Yağmur kış ve ilkbaharda yoğunlaşıyor, özellikle mart ayı en yağışlı dönem olarak öne çıkıyor. Bu da su geçirmez bir mont ya da şemsiyeyi dolapta hazır tutmayı gerektiriyor; kampüse yürüyerek ya da servisle gidenler için yağışlı günlerde biraz daha ıslak ve çamurlu bir güzergâh anlamına gelebiliyor. Yine de dondurucu bir kış söz konusu değil, kalın kaban gerekse de aşırı bir soğuğa hazırlıklı olmaya gerek yok.
Dışarıda vakit geçirmek için en keyifli dönem ilkbahar ve sonbahar arası kalan ölçülü aylar; ne yazın ağırlığı ne kışın yağışı hâkim, kampüs çevresinde ya da merkezde vakit geçirmek bu aylarda daha rahat. Osmaniye'ye ilk gelenleri en çok şaşırtan da genelde yaz oluyor — hem sıcaklığın süresi hem de "Akdeniz ili" beklentisiyle gelip deniz esintisi bulamamak, ilk birkaç ayın alışma sürecinde küçük bir şaşkınlık yaratıyor.
Yükleniyor...
