Kocaeli İlinin Demografik Yapısı
Kocaeli'ye gelen bir öğrencinin ilk fark ettiği şeylerden biri, şehrin tek bir merkez etrafında değil, iki ayrı odak etrafında yaşandığı. İdari merkez İzmit ve Kocaeli Üniversitesi'nin bulunduğu taraf bir yanda; nüfus büyüklüğü açısından ilin en kalabalık ilçesi olan Gebze öte yanda. Yani okulun kayıtlı olduğu şehirle gündelik kalabalığın en yoğun yaşandığı yer aynı yer değil. Bu ayrım kağıt üzerinde bir istatistik gibi dursa da gerçekte gündelik hayatı ikiye ayırıyor: KOÜ'ye kayıt olan biri büyük ihtimalle İzmit çevresinde bir hayat kuruyor, GTÜ'ye gelen ise Gebze'nin sanayi ağırlıklı, kendine has ritmine alışıyor. "Kocaeli'de okuyorum" demek, aslında hangi üniversiteye gidildiğine göre bambaşka iki şehir deneyimini işaret edebiliyor.
Nüfus büyüklüğü ve büyükşehir statüsü, ilk günlerde akla gelen "herkesin birbirini tanıdığı küçük bir yere mi geldim" kaygısını büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Kocaeli, Türkiye'nin en yoğun nüfuslu illerinden biri ve sürekli göç alıp büyüyen bir yapıya sahip. Sanayinin çektiği işgücüyle birlikte farklı şehirlerden gelmiş insanların bir arada yaşadığı bir yer burası; öğrenci de bu hareketliliğe bir yenisi olarak katılmış oluyor, yabancılık hissi fazla uzun sürmüyor.
Kültürel doku tarafında ilde tarihsel olarak Manav Türklerinin yerleştiği bir yerel kimlik var, bu belediyenin desteklediği bir müzeyle de görünür kılınmış. Ama bu köklü yerel doku, sanayinin ve üniversitelerin çektiği yoğun iç göçle harmanlanmış durumda. Yani şehrin eski bir yerleşik kültürü var, ama bugünkü gündelik nüfusun büyük kısmı başka yerlerden gelmiş insanlardan oluşuyor. Bunun öğrenciye karşılığı şu: yerel halk dışarıdan geleni yabancı gören kapalı bir yapıda değil, çünkü zaten pek çok mahallede "başka yerden gelmiş biri" olmak sıra dışı sayılmıyor. Yine de bu konuda herkes aynı şeyi yaşıyor demek doğru olmaz — bazı öğrenciler yerel esnafla ilişkiyi rahat kurduğunu söylerken, bu his bulunduğun mahalleye göre de değişebiliyor.
İki ilçe arasındaki bu denge, çevrende kimlerle karşılaşacağını da şekillendiriyor. İzmit tarafı idari merkez ve üniversite şehri kimliğiyle öğrenciye daha alışkın bir doku taşırken, Gebze sanayi işçisi nüfusuyla GTÜ'nün bir aradalığından farklı bir sosyal karışım çıkarıyor. Her iki durumda da kalabalık ve karma bir nüfusun içine karışıyorsun; büyükşehir olmanın getirdiği anonimlik, kimsenin kimseyi didikleyerek incelemediği bir gündelik hayat sağlıyor. İlk haftalarda "herkes beni tanıyor, garip bakıyor" hissinden çok, kalabalığın içinde rahatça kaybolabilme özgürlüğü öne çıkıyor.
Yükleniyor...
