Kırşehir İlinde Öğrenci Olmak
Sıradan bir gün genelde erkenden başlar — sabah servise ya da dolmuşa yetişme telaşı, yerleşkeye varınca kantin önünde birkaç dakikalık sohbet, sonra dersler. Kırşehir'de üniversite hayatı, büyük şehirlerdeki gibi kampüsün dışına taşan bin bir seçenekle bölünmüyor; gün büyük ölçüde yerleşke ekseninde geçiyor ve bu da beraberinde bir tür yoğunlaşma getiriyor. Ders çıkışı hemen dağılıp gitmek yerine kantin, kütüphane önü ya da fakülte bahçesi gibi ortak alanlarda takılmak günlük rutinin doğal bir parçası oluyor.
Arkadaş edinme süreci burada genelde hızlı işliyor. Şehir küçük olduğu için aynı yüzlerle sık sık karşılaşmak kaçınılmaz — markette, yolda, kantinde denk geldiğin insanlar zamanla tanıdık simalara dönüşüyor. Bu durum ilk haftalarda garip gelse de, çoğu öğrenci için kısa sürede bir rahatlığa dönüşüyor: yalnız hissetmek pek mümkün olmuyor, çünkü sosyal çevre kendiliğinden şekilleniyor. Aynı bölümden, aynı yurttan ya da aynı memleketten insanlarla kurulan bağlar burada özellikle güçlü; ilk yıl kurulan arkadaşlıklar, geri kalan üç yılın da omurgasını oluşturuyor.
Ahi Evran Üniversitesi'nin fakülte yelpazesi öğrenci profilini de çeşitlendiriyor. Mühendislik ya da tıp okuyan biriyle, özel yetenek sınavıyla gelip müzik ya da geleneksel Türk sanatları okuyan biri aynı kampüste, aynı kantinde karşılaşabiliyor — bu da gündelik sohbetlere farklı bir renk katıyor. Enstrüman çalışan, çini ya da halı-kilim üzerine uğraşan arkadaşların olması, diğer bölümlerden gelenler için de alışıldık bir manzara.
Sosyal hayat "her akşam bir etkinlik" temposunda değil; daha çok küçük buluşmalar, ders arası çaylar, akşamüstü merkeze inip biraz dolaşmak, hafta sonu birkaç arkadaşla oturmak şeklinde ilerliyor. Bu sakinlik ilk başta durağan gelebilir, ama zamanla insanın kendine, derslerine ve yakın çevresine daha çok vakit ayırabildiği bir düzene dönüşüyor. Öğrenci kulüpleri ve fakülte etkinlikleri sosyal hayatın bir kısmını karşılıyor; geri kalanı ise arkadaş gruplarının kendi aralarında kurduğu küçük rutinlere kalıyor.
Kampüs hayatının bir diğer yüzü de tanıdıklık hissi. Hoca-öğrenci ilişkisi burada genelde daha yakın seyrediyor; sınıflar kalabalık olmadığı için hocalar öğrencileri isimleriyle tanıyor, danışmanlık süreçleri daha kişisel ilerliyor. Bu durum bazıları için artı, bazıları için ise büyük şehirdeki anonimliği özlemeye neden olabiliyor. Ama genel tablo şu: Kırşehir'de öğrenci olmak, kalabalığın içinde kaybolmaktan çok, küçük ama sağlam bir çevrenin parçası olmak anlamına geliyor.
Yükleniyor...
