Kastamonu İlinde Kültür ve Sanat
Kastamonu'nun kültürel hayatı, büyükşehirlerdeki gibi sık aralıklarla konser, festival ya da büyük ölçekli sahne etkinlikleriyle örülü değil; burada kültür daha çok şehrin kendi hafızasında, sokaklarında ve taşıdığı tarihsel katmanlarda yaşıyor. Kültürel hayatı keşfetme biçimi de bu yüzden farklı oluyor — konser biletine değil, yürüyüş rotasına dönüşüyor.
Bunun en somut hali şehrin merkezindeki ahşap konak dokusunda görülüyor. Kale eteğinden Nasrullah Meydanı'na doğru yelpaze gibi açılan Akmescit, Hepkebirler, Atabey ve İsmailbey gibi mahallelerde yüzlerce yıllık evler hâlâ ayakta; her birinin cephesi birbirinden farklı tasarlanmış, çoğunda zemin kat başka şehirlerde olduğu gibi depo değil, günlük yaşamın geçtiği kat. Derse gitmeden önce ya da akşamüstü merkeze inerken bu sokaklardan geçmek kısa sürede sıradanlaşan bir alışkanlık hâline geliyor. Dürüst tarafını da söylemek gerekir: bazı konaklar restore edilip müzeye ya da kültür merkezine dönüştürülmüş olsa da, bir kısmı bakımsızlıktan yıpranmış durumda ve artık oturulamayacak kadar riskli görünüyor — yani şehir bu mirası tamamen korumuş değil, kısmen koruyabilmiş.
Şehrin en büyük meydanı olan Cumhuriyet Meydanı'nda yükselen Atatürk ve Şehit Şerife Bacı Anıtı, bu tarihsel hafızanın en görünür simgesi. İnebolu'dan cephaneyi Kastamonu'ya taşırken donarak şehit düşen Şerife Bacı'nın hikâyesi, şehirde sadece bir ders kitabı bilgisi değil; her yıl İnebolu'dan başlayıp bu anıtın önünde sona eren İstiklal Yolu Yürüyüşü ile yaşayan bir ritüele dönüşüyor. Bu döneme denk gelenler, şehrin bu tarihe ne kadar sahip çıktığını doğrudan meydanda görüyor.
Şapka İnkılabı'nın başlatıldığı şehir olması da benzer şekilde yıl dönümlerinde kendini gösteriyor; Atatürk'ün Kastamonu ziyaretinin anıldığı programlar kortej ve tören havasında geçiyor. Bu tür anma ve sergi etkinliklerine, Hükümet Konağı'nı da tasarlayan Mimar Vedat Tek'in adını taşıyan kültür merkeziyle Kastamonu Kent Müzesi ortak ev sahipliği yapıyor; şehrin küçük ama düzenli bir müze-etkinlik ağı olduğu söylenebilir.
Merkeze biraz mesafeli ama günübirlik gidilebilecek bir başka durak, Kasaba köyündeki Mahmut Bey Camii. Halk arasında "çivisiz cami" olarak bilinen bu yapı, tek çivi kullanılmadan inşa edilmiş ahşap mimarisiyle dikkat çekiyor ve Kastamonu'nun UNESCO Dünya Miras Listesi'ndeki tek varlığı olma özelliğini taşıyor. Şehirde başka bir UNESCO ölçekli eser olmaması, bu camiyi arada bir arkadaş grubuyla gidip görülen, "bir kere görülmesi gerekir" denen bir yer hâline getiriyor.
Büyükşehirden gelenlerin en çok fark ettiği eksiklik konser, tiyatro ve sinema tarafında oluyor; şehrin bu alandaki sahne ve etkinlik yoğunluğu, kalabalık şehirlerin sunduğu çeşitlilikle kıyaslanamayacak kadar sınırlı kalıyor. Bunun yanında Kastamonu'nun 2018'de TÜRKSOY tarafından Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilmiş olması ve bu unvanın bıraktığı izlerden biri olan Er Manas heykeli gibi işaretler, şehrin kültürel kimliğinin sahne etkinliğinden çok simge ve anıt üzerinden okunduğunu gösteriyor. Sonuçta kültürel hayat burada gürültülü değil; daha çok tarihe ve mekâna yayılmış, yavaş keşfedilen bir hayat.
Yükleniyor...
