Kastamonu İlinin Demografik Yapısı
Kastamonu'ya ilk gelen öğrencinin fark ettiği şeylerden biri, sokaktaki yaş ortalamasının hayli yüksek olması. Türkiye'nin en yaşlı nüfuslu illerinden biri sayılıyor Kastamonu, ve bu durum çarşıda, otobüste kendini gösteriyor: İzmir'de ya da Eskişehir'de alışılan o "her yer öğrenci dolu" enerjisi burada yok, esnafın ve mahalle sakinlerinin ortalama yaşı görece yüksek. Bunun öğrenciye yansıması iki yönlü. Kampüsten çıkıp merkeze indiğinde kendini bir gençlik kalabalığının içinde bulmuyorsun her zaman; ama bu yaşlı-ağırlıklı doku, yerleşik ve sakin bir toplumsal ritim de getiriyor. Hızlı tüketim, gürültülü gece hayatı beklentisiyle gelenler burada karşılığını bulamayabilir.
İl geniş bir coğrafyaya yayılmış ama nüfus bu genişliğe göre oldukça seyrek — şehrin neden "büyük bir yerleşim" hissi vermediği de biraz buradan geliyor. Merkez ilçe, ilin diğer noktalarına göre büyüyen tek yer; yani öğrencinin gündelik hayatı geçtiği yer zaten ilin en hareketli parçası, ama bu hareketliliği büyükşehir ölçeğiyle kıyaslamamak lazım. Küçük-orta ölçekli bir merkezde yaşamanın getirdiği şey, yüzlerin zamanla tanıdık gelmeye başlaması: markette, kırtasiyede, sık gidilen kafede aynı insanlarla karşılaşmak burada olağan bir şey.
Kastamonu'nun ayrı bir tarafı da, kendi nüfusundan daha büyük bir hemşehri kitlesinin İstanbul'da yaşaması. Bu, şehrin kimliğinde tuhaf bir ikilik yaratıyor: burada yaşayan biri sık sık "İstanbul'daki Kastamonulular"dan bir hikâye duyar, bayramlarda ilçelere dönen büyük şehir kökenli akrabalardan bahsedilir. Öğrenci için pratik sonucu şu: şehir küçük görünse de, dışarıya bu kadar güçlü bağı olan bir yer tamamen kapalı bir topluluk değil — gidip gelenler, dönenler var, ve bu şehri durağan bir taşra hissinden çıkarıyor.
Yerel halkın öğrenciye alışkınlığı konusunda, Kastamonu Üniversitesi'nin şehirle ne kadar iç içe geçtiğini görmek önemli. Üniversite yalnızca merkezde değil, ilin birçok ilçesinde meslek yüksekokulu ağıyla var; dolayısıyla "öğrenci" figürü sadece merkez sakinleri için değil, ilçe halkı için de tanıdık bir profil. Genel karakter yerleşik ve muhafazakâr; bu, günlük iletişimde saygı beklenen, mahalle kültürünün hâlâ güçlü olduğu bir ortam demek. Büyükşehrin anonimliğine alışmış biri için ilk haftalar bir tür kod değiştirme süreci oluyor — burada daha çok "tanınan" hissediyorsun kendini, bu da hem güven verici hem de bazen alışılması gereken bir şey.
Dini ve kültürel doku açısından şehir "evliyalar diyarı" olarak da biliniyor; bu nitelik günlük hayatta özellikle belirli dönemlerde, anma programlarında, ziyaret yoğunluğunda kendini gösteriyor. Bunun öğrenci sosyal hayatına birebir nasıl yansıdığını kesin söylemek zor, ama şehrin genel ahlaki-kültürel çizgisinin bu dini kimlikle uyumlu, ölçülü bir yapı sunduğu söylenebilir. Etnik açıdan şehir merkezi büyük ölçüde homojen; kozmopolit bir karışım arayan biri bunu burada bulamaz, ama bu durum uyum sürecini zorlaştırmaktan çok, yerel kültürü daha yakından tanıma fırsatına dönüşüyor genelde.
Yükleniyor...
