Bişkek İlinde Yeme-İçme
Bişkek'te öğrenci hayatının bu tarafı bir şaşkınlıkla başlıyor: sofradaki çoğu şey tanıdık geliyor ama tam olarak bildiğin şey değil. Mantı var, ama farklı; samsa var, ama farklı; ayran, kurut gibi süt ürünleri masada sık görülüyor. Bu benzerlik ilk haftalarda rahatlatıcı oluyor, sanki hiç yabancı bir mutfağa gelmemişsin gibi hissettiriyor — ama bir süre sonra bunun yanıltıcı bir rahatlık olduğunu fark ediyorsun, çünkü tat ve pişirme tarzı gerçekten kendine has.
Beşbarmak burada millî yemek statüsünde ve bir arkadaş davetinde veya bir kutlamada mutlaka önüne bir kere geliyor; et suyunda haşlanmış hamurun üzerine konan et geleneksel olarak elle yenildiği için ilk seferinde biraz tuhaf, sonrasında sıradan bir sofra sahnesi hâline geliyor. Boorsok da benzer şekilde herkesin bir noktada tanıştığı bir lezzet — küçük, kızarmış hamur parçaları, çaya eşlik eden bir şey olarak sofralarda sürekli dönüyor. Kımız ise farklı bir kategori: fermente kısrak sütü, kültürel olarak çok değer verilen bir içecek ve insanlar bunu ya çok seviyor ya da bir daha denemiyor, ortası az.
Sofrada bir de gerçekten yeni bir katman var: at eti. Çuçuk denen, sütle-yağla pişirilen at sucuğu şehirde leziz sayılan bir şey ve cılkı denen at etine ilk yaklaşım genelde temkinli oluyor. Burada "aynı bizim mutfak" demek doğru olmuyor — bazı şeyler gerçekten tanıdık, bazıları tamamen yeni bir alışkanlık istiyor.
Lagman gibi paylaşılan bir Orta Asya lezzeti öğrenciler arasında oldukça rağbette; erişte, et ve sebzenin bir arada olduğu bu yemek hem doyurucu hem de kolay bulunur bir seçenek olduğu için haftanın ortasında sık tercih ediliyor. Şaşlık ve kuurdak da benzer şekilde günlük sofranın parçası. Şehirde Rus mutfağının izleri de güçlü — çorbalar, hamur işleri, bazı tatlılar Rus kültürünün burada ne kadar yerleşik olduğunu gündelik yemek üzerinden de hissettiriyor.
Kampüs çevresinde günlük yemek ihtiyacını karşılamak zor değil; basit, hızlı yemek seçenekleri ders arasında veya çıkışta tercih ediliyor. Merkeze inildiğinde ise seçenek çeşitliliği artıyor, arkadaşlarla buluşup daha uzun oturulacak bir yer bulmak daha kolay oluyor. Geç saatte yemek bulmak şehrin büyüklüğü düşünüldüğünde imkânsız değil ama her mahallede aynı kolaylıkta olmuyor; hangi saatte nereye gidilebileceğini zamanla öğreniyorsun.
Nevruz döneminde büyük kazanlarda hazırlanan sümölök gibi mevsimsel bir gelenek de var; filizlendirilmiş buğday veya arpayla yapılan bu yemek yılın belirli bir zamanına özgü olduğu için ilk kez burada karşılaştığın bir deneyim oluyor.
Türk mutfağına erişim kişiye ve zamana göre değişen bir konu — şehirde Türkiye bağlantılı kurumların yoğunluğu bir gösterge olsa da, Türk restoranlarının güncel yaygınlığı gidip kendi gözünle göreceğin bir ayrıntı; önceden bir beklenti kurmaktan çok, yerleştikten sonra keşfedilecek bir mesele olarak düşünmek daha doğru.
Yükleniyor...
