Bayburt İli Ulaşımı
Bayburt'a gelenlerin ulaşım konusunda ilk fark ettiği şey, şehrin ne kadar küçük ve sakin bir ölçekte işlediği oluyor. Merkezdeki yerleşkeler — Dede Korkut Külliyesi ve Bâbertî Külliyesi — şehir merkezine yakın konumda kurulu, bu yüzden sabah kampüse gitmek uzun bir yolculuğa dönüşmüyor; yürüyerek ya da kısa bir minibüs yolculuğuyla halledilen bir mesele bu. Trafik sıkışıklığı, otobüs kaçırma telaşı gibi büyük şehirlerin gündelik dertleri burada pek gündeme gelmiyor.
Tablo herkes için aynı değil ama. Aydıntepe ve Demirözü'ndeki meslek yüksekokullarında okuyanlar için ulaşım ayrı bir mesele; bu kampüsler ilçelerde olduğundan, oraya kayıtlı öğrencilerin günlük ritmi merkezde okuyanlardan ayrışıyor, ilçe-merkez arası gidiş geliş ayrıca planlanması gereken bir düzen kuruyor.
Şehir içi hayat büyük ölçüde yürünebilir bir ölçekte geçiyor. Saat Kulesi'nden Cumhuriyet Caddesi'ne inmek, ders çıkışı markete uğramak, akşamüstü Kaleardı Şehir Parkı'na gitmek için uzun bir ulaşım derdi yok; şehir bunun için zaten fazla büyük değil.
Asıl fark şehir dışına çıkarken hissediliyor. Bayburt'un kendi havalimanı yok, demiryolu da yok — bu yüzden başka bir şehre gitmek isteyen öğrencinin ilk adımı her zaman karayolu oluyor. En çok kullanılan güzergâh Erzurum üzerinden; oradaki havalimanına gitmek isteyenler ya da tatile çıkanlar genelde bu yolu tercih ediyor. Bazı dönemlerde uçuş seçenekleri Trabzon üzerinden değerlendiriliyor, o zaman güzergâh Gümüşhane tarafından ilerliyor. Erzincan yönü de bir başka seçenek olarak duruyor.
Erzurum yönü Kop Geçidi üzerinden geçiyor, ve burası kışın gerçek bir mesele haline gelebiliyor. Kar ve tipi bastırdığında geçit zaman zaman kapanabiliyor, bu da özellikle kış aylarında şehir dışına çıkmayı planlayan öğrencinin hesaba katması gereken bir gerçek. Geçidi devre dışı bırakacak bir tünel projesi yıllardır gündemde ama ne zaman tamamlanacağı net değil; kışın bu güzergâhtan geçmek hâlâ hava şartına bağlı bir konu.
Şehrin ulaşım kimliğinde tarihten gelen bir yön de var. Bayburt, yüzyıllar boyunca Doğu Anadolu'yu Karadeniz'e bağlayan ana güzergâh üzerinde bir konaklama noktası olmuş; bugün bu geçmiş öğrencinin günlük hayatına biraz da böyle yansıyor — şehir bir tarafta Erzurum ve Doğu Anadolu'ya, diğer tarafta Gümüşhane üzerinden Karadeniz'e açılan, tam ortada duran bir geçiş noktası gibi.
D915 karayolunun Derebaşı Virajları kısmı da bu coğrafyanın bir parçası, dünyanın en tehlikeli yolları arasında anılan bir güzergâh olarak sık sık gündeme geliyor. Ama bunun öğrencinin günlük ulaşımıyla bir ilgisi yok; bu yol derse gidip gelinen bir güzergâh değil, daha çok merakla bahsi geçen, kışın kar ve çığ riski yüzünden zaten sık sık kapanan bir fenomen.
Gece geç saatte ulaşımın nasıl işlediği kişiden kişiye, güzergâha göre değişebilecek bir konu; şehrin küçük ölçeği düşünüldüğünde mesafelerin kısalığı en azından bir avantaj gibi duruyor.
Yükleniyor...
