Yozgat İlinin İklimi
Yozgat'a gelenleri asıl şaşırtan yaz değil, kış oluyor. Şehir 1300 metre yükseklikte kurulu olduğu için yazın bile akşamları hızla serinliyor; öğleden sonra tişörtle gezdiğin bir günün akşamında yurda dönerken üstüne bir şey almak zorunda kalman burada sıradan bir sahne. Yani sıcaktan bunaldığın gün sayısı azdır ama "kışlık dolabı çıkarayım" dediğin an da beklediğinden erken gelir.
Kış gerçekten uzun sürüyor. İlk kar genelde kasım başında düşüyor, mayısın ilk haftasına kadar hâlâ kar görmek mümkün olabiliyor — yani kış, güz döneminin başından bahar ilerleyene kadar şehrin karakterine sinen bir gerçeklik. Bu uzun kış günlük rutini de şekillendiriyor: sabah erken derse giderken ayakkabı seçimi ciddi bir meseleye dönüşüyor, kalın mont ve bot kasımdan itibaren kesinlikle gerekiyor. Kar örtülü gün sayısı azımsanmayacak kadar fazla olduğundan, kampüse yürüyerek gidenler için yollar zaman zaman kayganlaşıyor, bu da sabahları biraz daha erken çıkmayı gerektiriyor.
Bu uzun kış şehrin ritmini de içe döndürüyor. Havalar bozulduğunda dışarıda vakit geçirmek yerine kafelerde, yurt odalarında, arkadaş evlerinde toplanmak daha cazip hale geliyor; kış aylarında sosyal hayatın bir kısmı kapalı mekânlara kayıyor. Bahar geldiğinde ise öğleden sonraları aniden bastıran kısa süreli sağanaklarla karşılaşmak alışılmadık değil — şemsiyesiz çıkıp yolda yağmura yakalanmak, özellikle ilkbaharda tekrar eden bir deneyim.
Dışarıda vakit geçirmenin en keyifli olduğu dönem ilkbaharın sonu ile yazın başı arası; hava henüz aşırı sıcak değilken ve karlar tamamen eridikten sonra merkezde yürümek, açık havada oturmak gerçekten rahatlatıyor. Yaz ortasında bile akşamları serinliyor olması sıcaktan bunalanlar için avantaj sayılabilir, ama kışın uzunluğuna alışkın olmayan, yumuşak iklimli bir şehirden gelen biri için ilk yıl biraz zorlayıcı geçebilir. Buraya gelenlerin çoğu ilk kışı sert bulduğunu, ama zamanla kalın kıyafet ve doğru ayakkabıyla bu ritme alıştığını söylüyor.
Yükleniyor...
