Uşak İlinin İklimi
Uşak'a Ege'den ya da kıyı şehirlerinden gelenler ilk sonbaharda küçük bir şaşkınlık yaşıyor: burası deniz görmemiş, yüksek bir plato üzerinde kurulu bir şehir, hava da buna göre davranıyor. Yaz sıcak geçse de asıl fark kışta ortaya çıkıyor — kış burada uzun sürüyor ve gerçekten sert oluyor. Ekim sonundan itibaren hava değişmeye başlıyor, kasımdan nisana kadar kalın mont, bere, eldiven günlük hayatın standart parçası haline geliyor. İç kesimlerden gelenler için bu tanıdık bir ritim, ama kıyıdan gelenler ilk kışın ortasında "bu kadarını beklemiyordum" hissine kapılabiliyor.
Donlu sabahlar buranın gerçeği; erken derse gidenler sabah erken saatte yolun buz tuttuğunu, araç camlarının kırağıyla kaplandığını sık sık görüyor. Kar da yılın belirli bir bölümünde sıradan bir manzara — bazı sabahlar yürüyerek derse gitmek yerine biraz daha erken çıkıp yolu temkinli almak gerekiyor. İlk kışı biraz hazırlıksız geçirmek yaygın; ikinci yıl gelene kadar kışlık kıyafet bütçesini ona göre planlamayı öğreniyorsun.
Yaz ise tam tersi bir tablo çiziyor: sıcak ama nemsiz, kuru bir sıcaklık, akşamları toparlanan bir hava var. Bahar ayları ve erken sonbahar, dışarıda vakit geçirmek için şehirde en keyifli dönem sayılıyor — ne kışın soğuğu ne yazın bunaltıcı nemi var, ders çıkışı yürüyerek merkeze inmek ya da arkadaşlarla dışarıda oturmak bu aylarda daha cazip hale geliyor.
Yağışın büyük kısmı kışa yığıldığı için yaz ayları genelde kurak geçiyor; yağmurlu gün planlaması yapmak zorunda kalınan bir şehir değil burası, ama kış boyunca su geçirmez ayakkabı ve şemsiye çantada bulunması gereken şeyler arasına giriyor. İklim öğrencinin gardırobunu ikiye bölüyor: yazlık hafif kıyafetler ve kışlık kalın takım — ara mevsim burada kısa sürdüğü için geçiş dönemleri de hızlı yaşanıyor.
Yükleniyor...
