Çankırı İlinde Öğrenci Olmak
Çankırı'da öğrenci olmanın günlük ritmi büyük ölçüde bir tepeye çıkıp inmekle şekilleniyor. Karatekin Üniversitesi'nin ana yerleşkesi Uluyazı Kampüsü şehrin biraz dışında ve yükseltide; sabah kalkıp derse gitmek demek, aşağıdaki şehirden Yapraklı Bulvarı üzerinden eğimli bir yolla yukarı çıkmak demek. KYK yurtları bu üçgenin farklı köşelerine dağılmış durumda — kimi öğrenci kampüsün içinde kalıp sabahları sadece yürüyerek derse gidiyor, kimi kampüsün yolu girişindeki yurtta, kimi de şehir merkezindeki yurtta kalıp her sabah o tırmanışı otobüsle ya da servisle yapıyor. Bu yüzden "sıradan bir gün" tarifi öğrenciden öğrenciye biraz değişiyor; ama ortak nokta, günün bir kısmının hep bu aşağı-yukarı hareketle geçmesi. Kampüse çıkıp dersleri bitirdikten sonra tekrar şehre inmek, günün doğal bir kapanışı gibi işliyor.
Kampüste bir araya gelen fakülteler oldukça çeşitli — mühendislik okuyanla hukuk okuyan, orman fakültesindeki ile diş hekimliği ya da turizm bölümündeki aynı yerleşkede, aynı kantinde, aynı yol üzerinde karşılaşıyor. Şehrin ve üniversitenin ölçeği küçük olduğu için bu karşılaşmalar sık tekrarlanıyor; bir süre sonra kampüste ya da merkezde tanıdık yüz görmemek zorlaşıyor. İlk aylardan sonra hem kendi bölümünden hem başka fakültelerden bir çevre edinmeye başlıyorsun — bunun büyük şehirlerdeki kalabalık kampüslerin dağınıklığına göre daha çabuk oturduğunu söyleyenler var.
Ders çıkışı vakit geçirme genellikle şehir merkezine inmekle başlıyor. Gün içinde kampüste geçen zaman, akşamüstü merkezdeki kafelerde ya da arkadaş buluşmalarında devam ediyor. Hafta içi tempo fazla yorucu değil; şehir küçük olduğu için bir yerden bir yere gitmek uzun sürmüyor, bu da günün büyük kısmının ders, sosyalleşme ve dinlenme arasında rahat paylaşılmasına imkân veriyor.
Hafta sonları bir kısım öğrenci için Ankara'ya inip çıkmak rutinin parçası. Başkentin bu kadar yakın olması, arada bir kalabalığı, alışverişi ya da farklı bir sosyal ortamı özlediğinde kolayca oraya gidip aynı gün ya da ertesi gün dönebilmeni sağlıyor. Herkes bunu her hafta yapmıyor elbette; bazıları hafta sonunu Çankırı'da geçirmeyi, şehirdeki sakin ritme uymayı tercih ediyor. Ama Ankara seçeneğinin bu kadar el altında olması, şehirde sıkışıp kaldığını hissetmeni büyük ölçüde engelliyor.
Genel olarak buradaki öğrencilik deneyimi, kalabalık bir kampüs hayatının verdiği anonimlikten çok, herkesin birbirini biraz tanıdığı, küçük bir çevrede geçen bir yaşama benziyor. Bazı öğrenciler bunu lise dönemine benzer bir yakınlık ve tanıdıklık hissi olarak tarif ediyor; kimi için bu rahatlatıcı, kimi için ilk aylarda alışılması gereken bir şey. Kampüsün tepede, yurtların farklı noktalarda, merkezin ise küçük ve yürünebilir olması, günlük hayatın çerçevesini büyük ölçüde bu üç nokta arasındaki gidiş-gelişler belirliyor.
Yükleniyor...
