Çankırı İlinin Demografik Yapısı
Çankırı'ya ilk geldiğinde seni çarpan şey nüfus yoğunluğu değil, insan ilişkilerinin hızı oluyor. Küçük bir il merkezi burası; sokakta, markette, otobüs duraklarında sürekli aynı yüzlerle karşılaşıyorsun, birkaç hafta sonra esnafın çoğu seni tanımaya başlıyor. Büyük şehirden gelenler için bu ilk başta garip geliyor — kalabalığın içinde kaybolma lüksü yok burada, herkes az çok birbirini biliyor ya da tanıyor gibi hissettiriyor.
Çankırı'nın nüfus tablosunun kendine has bir tarafı var: şehir, uzun yıllardır dışarıya göç veren bir il kimliği taşıyormuş. Ankara'da ve İstanbul'da, Çankırı nüfusuna kayıtlı ama orada yaşayan çok sayıda insan varmış — yani "aslen Çankırılı" olup büyük şehirlerde hayat kurmuş bir kitle, burada fiilen yaşayandan kalabalık. Bunun öğrenci hayatına yansıması şöyle oluyor: şehirde kalan nüfus genellikle daha yaşlı, yerleşik ve şehre köklü bağlarla bağlı bir kesim; genç nüfusun önemli bir kısmı zaten okul ya da iş için başka yerlere gitmiş. Bu da şehrin genel havasını sakin, temposu düşük ve alışılmış bir düzene bağlı kılıyor — üniversite öğrencisi bu düzenin içine sonradan eklenen, biraz da hareketlilik getiren bir grup oluyor.
Yerleşik nüfusun öğrenciye bakışı konusunda tek bir doğru cevap yok; birbirine zıt izlenimler duyabilirsin. Bazıları yıllar içinde şehrin öğrenciye alıştığını, kaynaştığını söylüyor; bazıları ise şehrin kendi ritmini koruduğunu, öğrenci nüfusunun şehir hayatına tam oturmadığını düşünüyor. Gerçek muhtemelen ikisinin ortasında bir yerde — küçük illerde sık görülen türden, mesafeli ama düşmanca olmayan bir ilişki. Zamanla, özellikle aynı kafeye, aynı esnafa gide gele, bu mesafe kapanıyor.
Toplumsal doku olarak Çankırı kozmopolit bir yer değil; geleneksel aile yapıları, komşuluk ilişkileri ve merkez dışındaki köy-kasaba kültürü hâlâ güçlü. Buranın biraz "kapalı toplum" denilebilecek bir tarafı var — yeni gelenin hemen içine dahil olacağı, sosyal çevrenin anında genişleyeceği bir şehir beklentisiyle gelmemek gerekiyor. Ama bu kapalılık dışlayıcı bir sertlik değil, daha çok temkinli ve alışılmadık olana karşı yavaş açılan bir tavır. İletişim kurmak zor değil; sadece ilk adımı çoğu zaman öğrencinin atması gerekiyor.
Sonuç olarak Çankırı'da öğrenci olmak, kalabalığın içinde erimek değil, küçük bir topluluğun parçası olmayı öğrenmek demek. Yerel halkla ilişki hızlı değil ama kalıcı kuruluyor; şehir seni hemen kucaklamıyor ama zamanla tanıyor, sen de şehri tanıyorsun. Büyük şehirlerin anonimliğine alışmış biri için bu ilk başta fazla "herkes birbirini biliyor" hissi verebilir; ama aynı şey, dört yıl boyunca hiç kimse tarafından tanınmadan yaşamaktan farklı bir güvenlik hissi de yaratıyor.
Yükleniyor...
