Denizli İlinde Öğrenci Olmak
Sabah kampüse gitmek günün en otomatikleşen parçası: dolmuşa ya da otobüse biner, "Pamukkale Üniversitesi" yazısını görüp inersin, çünkü Kınıklı zaten son duraktır. İlk haftalarda bu biraz kafa karıştırıcı gelse de kısa sürede alışılıyor, çünkü güzergâh net ve tek yön — kaybolma ihtimali düşük.
Kampüsün kendi içinde bir lakabı var ve bu lakap öğrenci hayatının küçük bir parçası oluyor: Kınıklı'daki bu ana yerleşke, girişindeki kaide üzerine konmuş bir F-104 Starfighter uçağı yüzünden öğrenciler ve hocalar tarafından "Uçaklı Kampüs" diye anılıyor. İlk gün kampüse adım atan biri için bu uçak, buluşma noktası ya da tarif verirken kullanılan bir referans haline geliyor — "uçağın yanında buluşalım" cümlesi buraya gelenler için oldukça tanıdık.
Kampüs geniş ve fakülteler birbirinden biraz uzak olduğu için gün içinde çok yürünüyor; sağlık, mühendislik, eğitim ve sosyal bilimler fakülteleri aynı yerleşkede olduğundan farklı bölümlerden arkadaş edinmek, aynı kantinde ya da aynı otobüs durağında sürekli karşılaşmak sayesinde kolaylaşıyor. İlk dönem yeni gelen biri için en büyük avantaj, herkesin aynı gemide olması: çoğu öğrenci başka şehirlerden geldiği için yalnızlık hissi çok uzun sürmüyor, ortak dersler ve ortak yurt-apart hayatı arkadaşlığı hızlandırıyor.
Ders arası vakit genelde kampüs içindeki kantin ve çay bahçelerinde, ders sonrası ise merkeze inip arkadaşlarla buluşmakla geçiyor. Hafta sonu programı da benzer bir örüntü izliyor: bir gün şehirde vakit geçirilir, başka bir gün Pamukkale ya da Laodikya gibi yakın antik alanlara kısa bir kaçamak yapılır — bu, buraya gelenlerin çoğunun ilk yıl içinde en az bir kez deneyimlediği bir şey.
Kampüs hayatının önemli bir katmanı da derslerin sınıf duvarlarını aşması: arkeoloji okuyanlar için Laodikya sadece ders kitabında kalmıyor, kazı alanına gidip gerçek çalışmayı görme ya da staj yapma ihtimali var — bu, buraya bölüm seçerken gelen adaylar için kayda değer bir ayrıntı. Benzer şekilde tekstille ilgilenenler için şehrin kendisi zaten bir öğrenme alanı gibi işliyor; ders dışında da bu konunun izini görmek mümkün oluyor.
Sıradan bir gün, sabah kampüse gitmek, öğleyi kantin ya da fakülte çevresinde geçirmek, akşamüstü merkeze inip bir çay içmek ve haftanın bir gününde arkadaşlarla şehir dışına kısa bir çıkış yapmakla özetlenebilir. Kampüsün büyüklüğü ilk başta yorucu gelse de, zamanla herkesin kendi rotasını, kendi kantinini, kendi buluşma noktasını bulduğu bir düzene dönüşüyor.
Yükleniyor...
